70'li yıllarda onlu yaşlarında bir çocuk sıcak yaz günlerinde kulağı yolda bir satıcı nidasını beklerdi "DONDURRMACCİİİİİ"!

Kaymak, limon ve kakao bu aşkın en saf en katkısız haliydi... İşte o günlerde başlayan platonik bir sevdanın, bugün ilan-ı aşkıdır "DONDURMACCİ".

Günümüz toplumunun doğala dönme ve gıdasına sahip çıkma ihtiyacına bir cevap olarak; tadı mazide , tınısı kulağımızda kalan o saf ve doğal dondurmayı günümüze taşıma çabasıdır “DONDURMACCİ ”.
Isparta'nın gülü, Çeşme'nin sakızı, Bodrum'un mandalinası, Antep'in fıstığı, Giresun'un fındığı, Datça'nın bademi, Antalya'nın portakalı, bergamotu, Bursa'nın şeftalisi, vişnesi, çileği, Maraş'ın salebi, İstanbul’un akasyası, Aysun Hanım'ın özenle, gözü gibi baktığı asil kızlarından elde ettiği iksiri o güzel sütü ile...
... ama ne gıda boyası, ne gıda aromaları ve ne de, hele hele, glikoz şurubu katmadan Dünya lezzetleri ile buluşuyor; Madagaskar’ın vanilyası, Fransız Valrhona kakaosu, Brezilya kahvesi, İran safranı, Provence’ın lavantası, ve daha niceleriyle ...
Bir dünya kültürü dondurma, Anadolulusu, İtalyan'ı, Fransız'ı ve Amerikan'ı, serti, yumuşağı, sütlüsü, meyvelisi...Hepsinin de ortak bir noktası var; tatlı bir soğukluğun içimizde yarattığı o sıcak mutluluk! İşte bu duygu sürüklüyor çocuğunu, gencini ve yaşlısını peşinden.
Bu aşkın peşinden koşmak, yeni tatlar yaratmak, bizi ve bütün "DONDURMACCİ" leri çok mutlu ediyor . Tam yakaladık dediğimiz anda yeni bir kapı daha açılıyor peşinden gitmemiz için bir daha...

Elif, Ersin, Kaya,

kısaca, “DONDURMACCİ ‘ler








HABERDAR OLMAK İÇİN E-BÜLTENE KATILIN